Antoloji.com

Aşk tek kişiliktir ...öykü... Şiiri - Serdal Göçmen

Şiir
Antoloji.com ŞiirKitapcEtkinlikler cŞarkılar cResimcForumcNedir?cÜyelercGruplarc Mesajlarım
Şair Serdal Göçmen Serdal Göçmen   (Şairin üye profili) Şair
Hayatı  Şiirleri  Forum  İstatistikler  Zevkler 
 << Önceki ŞiirSerdal Göçmen ŞiirleriSonraki Şiir >> 
Aşk tek kişiliktir ...öykü...

....Kalabalık yalnızlıklar caddesi sakini olduğu her halinden belli tembel hareketlerle dolanıp duran tedirgin bir kediyi delikanlı dikatlice izliyordu. Uyuşuk Kedi arada bir etrafı süzüp rıhtım yakınındaki cafe restoran ve barlarının masa sandalyelerinin arasından hiç tanımadığı yabancı insanların bacaklarına yalakaca sürtünüyor bir parça simit veya ekmek uğruna geçici olarak nankörlüğünü bir kenara bırakıp en doğal ve en sevimli haliyle acıklı acıklı miyavlıyordu. Zavallı hayvanın derdi sadece karnını doyurmak ve kuytu sıcak ve güvenli bir köşe bulup tembellik uykusuna yatmaktı. Bankta oturup derin derin düşünen Delikanlının beklentisi ise daha birkaç gün önce tanıştığı ve hayatını alt üst eden kızın duygularına karşılık verip vermeyeceğiydi. Kızı ilk gördüğü O gün gece mesaisinden çıkmış uykulu gözlerle yolunun üstünde daha önce hiç gitmediği bir pastaneye girmiş sıcacık peynirli bir poğaça’yla çayını yudumlarken o kızı görmüştü. O anda nedenini bilmediği yoğun duygular yaşamış ve kalp atışlarının hızlandığını fark etmişti. ilk görüşte aşk dedikleri böyle bir şey miydi? Delikanlı yirmi dokuz yaşlarında kadınlara karşı biraz utangaç ve Aşk’ada pek inanan biri değildi. genelde duygularını içinde yaşıyordu. bu ani ve yoğun his değişiminin anlamı neydi? Yüreği neden bu kadar hızlı çarpmaya başlamıştı? oturduğu masadan dikkatlice ve hisettirmeden kızı süzüyordu. gözlerini kızdan bir türlü alamıyor ama çevredeki insanların’da dikkatini çekmek istemiyordu. Gece vardiyasından yeni çıktığı ve o tatlı sabah uykusunu alamadığı halde uykusu birden kaçmış, yorgunluğu bir anda üzerinden gitmiş ve kendini gayet zinde hissetmişti. saatlerce burada oturup kızı gözlemleyebilir, inceleyebilirdi. bu onda derin bir tutku haline gelmişti. Henüz kızla tanışma cesaretini kendinde bulamamıştı. ama bir an önce kızla tanışıp sesini duymak tatlı tatlı bakan ela iç yakan gözlerinin içine girmek istiyodu. Kız delikanlının kendisini süzdüğünden habersizmiş gibi hızlı ve çevik hareketlerle satın alınan pastaları,tatlıları simitleri hızlı ama dikkatlice ve çok önemli bir iş yapıyormuş gibi paketliyor; ve gayet sıcak, samimi ve kibar bir dille “afiyet olsun, yine bekleriz, hoşçakalın “ diyerek müşterileri uğurluyordu. Delikanlı; diklatli gözlerle kızı izliyor kızın bir anda olsa ona bakmasını ve gözgöze gelmesini bekliyordu. kızın her hareketi onda derin bir etki bırakıyordu. O’nu Sanki yıllardır tanıyormuş gibi hissediyordu. Oysa daha önce hiç karşılaşmamıştı. acaba burada kaç zamandır çalışıyordu? Nereliydi? Nereden gelmişti? İstanbulun yerlisi olabilirmiydi? yüzünde garip bir doğallık vardı. Ve sanki çok uzak bir yerden gelmiş izlenimi bırakıyordu. Gözleri sanki çok uzaklardan birisini bekliyormuşcasına arada dalıyordu. delikanlı oturduğu masadan kalkmadan kızla gözgöze gelmek konuşmak istiyordu. Birkaç defa yüksek sesle şipariş vermek istedi ama kız her defasında o’na başka garsonları yönlendiyor onunla ilgilenmiyordu. Delikanlı istediği çayların hepsini içememişti az değil tam dört defa çay istemişti ama nafileydi. Kız’ın onunla ilgilenmeye niyeti yoktu. O gün öylece geçti. delikanlı evine gidip yatağına uzanıp gözlerini her yumduğunda kız’ın o yürek yakan simasını görüyor; Kız’ın düz uzunca kumral saçları altın gibi parlıyor. Ela Gözleri tıpkı geceyi ısıtan sabah güneşi gibi içini ısıtıyordu. İnce parlak dudakları içini eritiyor içinde o dudakları saatlerce öpmek duydusu kabarıyor; küçük ama yüzünde ayrı bir etki bırakan ince sivri burnu bile delikanlıda garip heyecanlar uyandırıyordu. İçinde bu tuhaf duygularla uykuya daldı. Bu kadar kısa zamanda gördüğü birinin simasının nasıl olurda aklından çıkmamasına bir anlam veremiyordu. Ertesi gün yine gece vardiyasından çıkıp yine aynı pastaneye ve aynı masaya oturdu. bir kahve istedi. Gözleri pasta reyonunda dün gördüğü kız’ı aradı. Ama göremedi. Belki imalathanede işi vardır diye düşündü. Yaklaşık yarım saat sonra; kız Kucağında çeşit çeşit sıcacık fırından yeni çıkmış tepside simit, poğaça, katmer çeşitleriyle çıkageldi. Ürünleri dikkatlice tezgaha yerleştirdikten sonra birden delikanlıya baktı. Ama ne bakış güzel gözlerinde sanki ateş fışkırıyor bakışlarında kızgınlıkla karışık tutku belirtileri okunuyordu. O beyaz, yumuşak ve tatlı Yüzü adeta pancar gibi kıpkırmızı olmuştu. Kız’ın bir anlık bakışı ve gözgöze gelişleri delikanlının içinde derin bir etki bırakmıştı. Delikanlı bu derin ve kızgın bakışların etkisiyle biraz utanmıştı. Normalde bu durumlarda hemen kalkıp gider ve bu anları acı tatlı bir hatıra olarak yanında götürürdü. Amabu defa kalkamadı gidemiyordu. gururuna yenilmek istemiyordu. daha önceleri çok yenilmişti. ama bu sefer gururunu bastırıp sonuna kadar gidecekti. Artık eskisi gibi kız gözlerini kaçırmıyor delikanlıya inat o da gözlerine kızgın bir şekilde bakıyordu bu bakışlar bir meydan okumayı. tatlı bir tehditi anımsatıyordu. ne olacaksa olacaktı. Delikanlı cesaretimi toplayıp konuşmalıyım. hislerimi ne olursa olsun anlatmalıyım. diye düşündü. Aslında kadınlara karşı utangaç sayılırdı. İlkokulda kendisinden iki sınıf büyük arzu’ya ortaokulda alamancı kız’ı derya’ya lise’de bembeyaz sütun bacaklı ve inadına iç eriten mini etek giyen ve bacaklarının seksapelliğini inadına ortaya çıkaran genç Fransızca hocasına ve her daim kan dolaşımını hızlandıran yumuşacık kavun memeli ev sahiplerinin tombul kızına aşkını bir türlü itiraf edememişti. Aşk’ı hep platonikti. Ama bu defa öyle olmayacak aşkını, coşkusunu içinde yaşamıyacaktı. Sevgi, aşk tek kişilik değildi. İnsan sevmeli, sevilmeliydi. Delikanlı; olağan bütün cesaretini toplayıp; kızın yanına yaklaştı.

Merhaba! K:merhaba.buyrun D: şey şuradaki muzlu pasta kaç lira acaba? K: yirmi lira beyefendi D: Yirmi liramı? Kaç kişlik? K: Altı kişilik D:Şuradaki kakaolu kaç kişilik? K: dört D:çilekli? K:dört D:Şuradaki? K: beyefendi alacakmısınız? D: evet tabiki alacağım ama karar veremedim. K: O halde acele edin lütfen bekleyenler var.
D: Ha tamam şu kakaoluyu alayım teşekkürler.
...Delikanlı dakikalarca pazarlık yapmış. Bir sürü soru sormuş. Ama kızın adını soramamıştı. elinde aslında pekte sevmediği yaş pastası evine doğru düşünceli düşünceli yürürken aklına bir fikir geldi o iki gün sonra yılbaşıydı. Ertesi gün pastaneye girdiğinde her yer rengarenk konfetilerle, yılbaşı ağaçlarıyla, minik noel baba bebekleriyle, süslenmişti. Kız başına gri parlak uzun filmlerde cücelerin taktığı sivri bir şapka takmıştı. kız bu gün çok neşeli görünüyordu. ayrıca içeri girdiğinde kendisine ilk defa “hoş geldiniz” demişti. Delikanlı; kendinde huzur veren bir güven hissetti bu fırsatı o na kız vermişti. bu defa kız’a oldukça yakın bir masada oturduktan sonra; Fırsat bu fırsat deyip konuşmaya karar verdi.

D. Mutluyıllar. Şapka size çok yakışmış. K:teşekkürler sizede mutlu yıllar. D: benim pek yılbaşıy’la, bayram’la aram yoktur. sıradan bir gün işte. K:. olurmu yarın yıbaşı milenyuma giriyoruz. Bir dilek tutun D: Ne dilekmi nasıl yani? Ne tutayım mesela? K:bilmem. Yılbaşında dilek tutanların dilekleri kabul olurmuş derler. D: Ne dilesem acaba? K: Ne bileyim belki sevdiğiniz vardır. kavuşmayı dileyebilirsiniz. D: Sevdiğim yok ama yeni yıla sevgilim ile birlikte girmeyi çok isterdim. K: Olur umarım bir gün yalnızlık Allaha mahsus. D: evet haklısınız. pardon adınızı nedir? K: Hilal sizin? D: Murat memnun oldum sizin sevdiğiniz varmı? K: Nasıl? Şu an yok Neden sordunuz? D: bilmem yoksa belki yılbaşını birlikte geçiririz diye düşünmüştüm. K: Biraz acele olmadımı? Her sevgilisi olmayan kız sizin sevgiliniz olmak zorundamı? Çapkın birine de benziyorsunuz.
D: Yok yanlış anladınız öyle demek istemedim. Dürüst olmak gerekirse sizden hoşlandım. Sizde farkına varmışsınızdır. Ayrıca çapkınlıktan hiç anlamam.
K: Bilmem varmışmıyımmıdır sizce? D: Bence evet varmadıysanız bile ben şimdi teklifimi yapıyorum. Karar sizin
K:nerelisiniz? D: aydın siz? K:Denizli. D: ne güzel komşuyuz ikimizde egeliyiz.
K: Evet oralarını çok özlüyorum. İstanbula hiç alışamadım babamın tayini mersinden buraya çıktı. üç yıdır buradayız. D: Babanız devlet memuru mu?
K: evet polis. karakolu göztepede evimizde orada
D: Hayat zor. neyse ben kalkayım sizin haftalık izniniz yokmu? K: Bu hafta yok. ama yarın erken kapatacağız.
D: Yarın buluşabilirmiyiz? Biraz konuşuruz. nede olsa ikimizde bu metropolde gurbetçiyiz.
K.Olabilir nerede? D: bilmem siz nerede arzu ederseniz. Şu karşıki iskele meydanında olabilir mesela
K: tamam. Saat dört gibi gelebilirim. D: tamam. hoşça kal. kolay gelsin görüşürüz.
...Diyerek kızın yanından ayrıldı. içinde tarifsiz bir çoşku ve zafer kazanmış bir komutan edasıyla evine gitti. o gece izinliydi. gözlerini sabaha kadar uyku tutmadı. çok heyecanlıydı. saatler geçmek bilmiyordu. gece sabaha kadar tatlı tatlı hayaller kurdu. Ertesi gün öğleden sonra haydarpaşa’ya bakan bir bankta oturup kızın gelmesini bekliyordu. Arada sık sık buraya gelir. rıhtıma bakan birahanelerin birinde oturur birkaç bira içtikten sonra; kaldırımdan gelen geçen tipik tipik insanları çakır bir halde dikkatlice süzer ve her birinin kendince hayat hikayesini çıkarır onlara yaşamın içinden olur olmaz roller yükler hayalinde canlandırdığı sanal kahramanlar gibi kendince profillerini çıkarırdı. Bu onda zamanla çok zevkli ve vazgeçilemez bir alışkanlık haline gelmişti. arada Haydarpaşa garının o ihtişamlı, görkemli, muhteşem bir o kadar’da iç huzuru veren görüntüsüne bakıp; kimbilir bu eski tarihi tren garından ne devlet adamları, ne sultanlar, padişahlar, krallar, komutanlar geçmiştir. diye düşünürdü. Garın mimarisi çokça eski olmasına karşın sanki zamana meydan okuyan ve kendi kendisini sürekli yenileyen bir hali vardı. rıhtımda Balıkçı teknelerinin üstünde uçuşan ve bir küçük balık, veya olta atanların misinelerinden kopan bir parça sübye bacağı veyahut kalabalık yalnızlık sakinlerinin atacağı bir parça ekmek kırıntısına muhtaç martıları seyreyledi. Ne güzel şeydi karın tokluğuna yaşamak oysa insan ne illet şey şu sevmek aşık olmak diye düşündü. O kızı gördüğünden beri her şeyi unutmuş günlük rutin işlerini bile ihmal etmişti. Saate baktı beşi geçiyordu. anlaşılan kız gelmeyecekti. usulca yerinden kalktı. bir sigara yaktı. Bütün hüzünlerin inadına Derin bir nefes çekti ve ağır adımlarla evin yolunu tuttu. Giderken yetmişlik bir rakı aldı. bu akşam köpekler gibi içmek it gibi sarhoş olmak bir gecede olsa kahpeliği, vurdumduymazlığı, acıları, umutsuzluğu, vefasızlığı, her şeyi unutmak istiyordu. Bu gün yılbaşıydı. Ve yine kalabalık yalnızlıkları içinde yaşayacak; yine yeni yıla anasıyla yalnız başına girecekti. Bir hafta kadar pastanenin önünden bile geçmedi. Kız’a gelmemesinin nedenini sormak istemiyordu. Çok kırılmıştı. belki geçerli bir nedeni vardır. belki önemli bir şey olmuştur. diye düşündü. Ve kızın çalıştığı yere gitti. Kız delikanlıyı fark etmemiş gibi davrandı. Konuşmak istedi kız cevap bile vermedi. kelimeleri boğazında düğümlendi. Kız tamamen değişmiş sanki birkaç gün önce konuştuğu kız gitmiş başka biri olmuştu. Kızın hareketleri delikanlıya gayet tutarsız geldi. Yinede kafasındaki düşünceleri netleştirmesi gerekiyordu.

Kıza yaklaştı
Merhaba! K:buyurun D: yılbaşı günü bekledim Gelmediniz K:Gelmemmi gerekiyordu? D: ama söz vermiştiniz çok bekledim. K: Beklemeseydin işim vardı. alışveriş yaptım. ayrıca benim erkek arkadaşım da var zaten
D: yok demiştiniz.
K: off sana hesapmı vereceğim be
D: anladım. rahatsız ettiysem özür dilerim.

...Delikanlının dünyası sanki başına yıkılmıştı. Kız’a bir anda garip bir tiksinti duymuştu. Bu kadar güzel bir kız nasıl olurda bu kadar acımasız olabilirdi? melek yüzlü şeytan diye mırıldandı. Sevgi bu kadar basitmiydi? duygular bu kadar vefasızmıydı? Hayat ne kadar acımasızdı.biraz yürüyüp Rıhtım kenarında bir banka oturdu. Gelip geçen insanları seyretti. Bir anda tüm dünyadan nefret etti. bu kadar duygusal olduğuna kahretti. bu acımasız dünyada bu pis bataklık şehirde duygusallığa yer yoktu. Hayat acımasızdı. Dünya acımasızdı. İnsanlar vefasızdı. Ama o romanlarda okuduğu tutunamayanlardan olmak istemiyordu. Daha Güçlü olacaktı acılar onu daha da pişirecekti. Artık daha güçlü daha acımasız. Daha vefasız olacaktı ama bu mümkün değildi. Herkes acımasız olamıyordu vicdan insanlara mahsustu. Asla insanların duygularıyla oynayamıyacağını biliyordu. Duygular kutsaldı. İnsanların hisleriyle oynamanın ne acı şey olduğunu düşündü. Hayatta en acıtan şey bu olmalıydı. Her insan Aşık olabilirdi ama... Aşk tek kişilikti.......
 

Serdal Göçmen

 
SİZCE BU ŞİİR NE HAKKINDA Şiiri Etiketleyin Nedir?


(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir. Aşk tek kişiliktir ...öykü... adlı şiirde hata varsa lütfen buraya tıklayarak bize bildiriniz..
 
 
 

Bu şiirin hikayesi:

.....Ne güzel başlamıştı hoşlanış bir kelebek ömrü aldanış daha kanatlanıp uçmamış çiçeğe konmamış kadarmış........ s. göçmen
 
 
Bu şiiri Antolojim'e ekleyeceğim
Bu şiiri bir arkadaşıma göndereceğim
E-kart olarak gondereceğim
Şiire puan vereceğim

puan
5.9 10
(11 kişi)

 

yaz | oku

 

Facebook'ta
Bu Şiiri Paylaş
 
 << Önceki ŞiirSerdal Göçmen ŞiirleriSonraki Şiir >> 
Aşk tek kişiliktir ...öykü... Şiiri Hakkında;
Bu şiir ile ilgili düşüncenizi paylaşın:
 
salim çalık: sevdanın sonu üzerinden başlayayım. yazının erkek kahramanı yanlış bir seçim yapmış olabilir. yazıda da belirttildiği gibi kız tutarsız olabilir. ancak bir karşılaşma ve konuşma üzerinden bir insana sevdalanmak, bunu sevi olarak tanımlamak kahramanımızın temel yanlışı olarak değerlendirilebilir. ancak 'aşk tek kişiliktir' önermene katılıyorum. ister birbirlerini tanımış ve çılgınlar gibi sevmiş-sevişmiş olsunlar, ister hiç ayrılmaksızın birlikte olsunlar 'aşk tek kişiliktir.' her sevdalı kendi içinde duyumsadığı, düşlerini kurduğu, üzerinde düşündüğü sevdayı yaşar. bunu yaşarken de sevgilisinin ne düşündüğü, neler düşlediği, neler beklediği gibi birçok ayrıntıyı atlar. özellikle de birliktelik kalıcılaşmaya, süreklilik kazanmaya başladıktan sonra... üstelik bunu bilerek, isteyerek yapmaz. ayrımında bile değildir. neyse benim söylemek istediğim; senin öykü, (çok iddialı olur kaygısı taşımamama rağmen) roman yazabilecek yeteneğinin olduğu gibi bir izlenime kapıldım yazını okurken. bu yazıda olayın geçtiği yer betimlemeler, kişi analizleri, ruhsal çözümlemeler açısından bakılınca öykü-roman yazabilecek kadar başarılı geldi bana. belki de yazıyorsundur kimbilir? yüreğine ve kalemine sağlık. dostlukla

0 person liked.
0 person did not like.
alaaddin uygun: yüreğine sağlık,,,kutlarımmmm

0 person liked.
0 person did not like.
düşlerce: akıcı etkileyici. kutlarım namık cem

0 person liked.
0 person did not like.
Bekir Urfalı: Ellerinize, yüreğinize sağlık...

0 person liked.
0 person did not like.
Mitat Osman Erengil 1: serdarcım gene harika şeyler yazmışsın , senin kalemin hiç ama hiç susmasın seni gönülden kutluyorum, canım kardeşim benim bizim için sen çok özelsin devammmmm.

0 person liked.
0 person did not like.
Salim Erben 1: kutlarım güzel anlatımınızı

0 person liked.
0 person did not like.
mustafa halit evcim //// ola ki: harikaydı, kaleminiz daim olsun, sağlık ve esenlikler diliyorum selamlarımla

0 person liked.
0 person did not like.
ilhan koruyucu: Duygular kutsaldı. İnsanların hisleriyle oynamanın ne acı şey olduğunu düşündü. Hayatta en acıtan şey bu olmalıydı. Her insan Aşık olabilirdi ama... Aşk tek kişilikti....... Güzel çalışmanızı kutlarım, başarılarınızın devamını dilerim.

0 person liked.
0 person did not like.
besteci-33: Başarılarınızın devamını diliyorum

0 person liked.
0 person did not like.
love and life/İbrahim EROĞLU: aşk, tek kişiliktir; seni seviyorum bundan sana ne:)

0 person liked.
0 person did not like.
Hasan Çekmecelioğlu 1: Evet Aşk Tek Kişiliktir. Yüreğinize sağlık.

0 person liked.
0 person did not like.
Karçiçeği Nazar: Hayat acımasızdı. Dünya acımasızdı. İnsanlar vefasızdı. Ama o romanlarda okuduğu tutunamayanlardan olmak istemiyordu. Daha Güçlü olacaktı acılar onu daha da pişirecekti. Artık daha güçlü daha acımasız. Daha vefasız olacaktı ama bu mümkün değildi. Herkes acımasız olamıyordu vicdan insanlara mahsustu. Asla insanların duygularıyla oynayamıyacağını biliyordu. Duygular kutsaldı. İnsanların hisleriyle oynamanın ne acı şey olduğunu düşündü. Hayatta en acıtan şey bu olmalıydı. Her insan Aşık olabilirdi ama... Aşk tek kişilikti....... her insan aşık olabilirdi ama gerçek aşk daima tek kişiliktir harikasın serdal tebriklerimle

0 person liked.
0 person did not like.
alaaddin uygun: yüreğine sağlık ,,,alkışşşşş

0 person liked.
0 person did not like.
Bu şiir hakkında yazılmış 13 adet yorumu okumak için tıklayınız.
 
Bu şiir ile ilgili düşüncenizi paylaşın:

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
 Bu Şairlerimizi Okudunuz mu? (bu da ne?)
Hüdayi Altıntaş
Teyfik Abanoz
Şadan Yenişafak
Dilek Kadıoğlu
Ozan Nuri Ceyhan
Naime Erlaçin
Zeynep Çiftçi Kanb...
Nilda Karoğlu
 Bu Şiirimizi Okudunuz mu?
Asrın (Neyzen Tevfik)
 TOP 100 Şiirler
1  Beklenen  (Necip Fazıl Kısakürek)
2  Ben Sana Mecburum  (Attila İlhan)
3  Ağlamak İçin Gözden Yaş mı Akmalı?  (Victor Hugo)
4  Bence Şimdi Sen de Herkes Gibisin  (Nazım Hikmet Ran)
5  Anlatamıyorum  (Orhan Veli Kanık)
6  Hasretinden Prangalar Eskittim  (Ahmed Arif)
7  Ayrılık Sevdaya Dahil  (Attila İlhan)
8  Kaldırımlar 1  (Necip Fazıl Kısakürek)
9  Ben Senden Önce Ölmek İsterim...  (Nazım Hikmet Ran)
10  Sakarya Türküsü  (Necip Fazıl Kısakürek)
» Tüm Top 100 Şiirler
 Konularına Göre Şiirler
Aile
Barış
Kadın
Allah
Bebek
Mutluluk
Ankara
Doğum Günü
Ölüm
Anne
Dostluk
Özlem
Asker
Gurbet
Savaş
Aşk
Hasret
Sevgi
Atatürk
Hayat
Sitem
Ayrılık
İhanet
Vatan
Baba
İstanbul
Zaman
 Günün Şiiri
Tuna Kıyısında (Enis Behiç Koryürek)
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2014. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu.
Şu anda buradasınız: Aşk tek kişiliktir ...öykü... Şiiri - Serdal Göçmen

Antoloji.com
24.10.2014 14:58:11  #.239#
[1383592]
  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Nedir  » Gruplar  » E-Kart  » Sinema  » Haber  » İletişim
 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İnsan Kaynakları   » İletişim   » Seçim  
[Hata Bildir]

#1383592 ##18964