Ağzında Girit Yasemini senin ülkende cüceler vardı boyları hüzünden kısalan
donmuş gözyaşları
kurumuş otlar
ve adını anımsamadığım bir sürü hüzünlü şey vardı
hüzün programlanmıştı bilgisayarlara bile
babanın bir beyin cerrahının tamir çantası olduğu
söylentisine gelince
bence kuru iftira
ama yukarılık kompleksini kimden kaptığı bilinmiyor
annense bir şişenin içinde batık gemileri
bekleyip durmuş yıllarca
kiralık kardanadamlarla çıkmış küf rengi yolculuklara
ve kadınlar hamamında ayyaş bir ayı gibi bayıldığı gün
seni doğurmuş hiç yokken sen hesapta
a benim caretta carettam
a benim yürek vuruğum
buna da şükür
çünkü
bir yılkı atı gibi
bırakmışlar seni çocuk çocuk suluboya çıkmaz sokakta
keyiflerine bakmışlar gelsin eğlence gitsin ça ça ça
sen küçücükmüşsün
insanlara bakmışsın bakmışsın her yan sönük yıldızlar ormanı
bir şeyleri sevmek istemişsin alışırken dünyaya
dişlerini göstermişler
kırmışlar termometreni
insan insanın kurduymuş bre
kesekağıdına sarmışlar seni
narbülbülün kafese ayçiçeğin çöplüğe
bir duvarın sıvası gibi dökülürken bana rastlamışsın
dur demişsin dur hadi dur yaşamım sil baştan
ben demişim
'severim severim sevmesine de seni
eski bir hüzünle
durmadan büyür içimde bir Girit yasemini'
yaklaşmışım
ve deniz atmışım dudaklarımla dudaklarına |
| |
Akgün Akova |
| |
Şu konularda daha fazla şiir:
Çocuk, Hüzün, Deniz
|
| (c) Çınar Yayınları |
| |
| |
| |
|
|
|
 |
|
|
| Ağzında Girit Yasemini Şiiri Hakkında; |  |
Nevin Subaşı: şenlik dağılması ardından:
şiir'ciğim; kötülerin gür seslerini iyiler bastırabilseydi ve dahi senin ilk cümlenden tutup bana şöyle deseydi:
*senin ülkende cüceler vardı,
boyları hüzünden kısalan.
donmuş gözyaşları, kurumuş otlar
ve adını anımsamadığım bir sürü hüzünlü şey vardı.*
ve bir çeşit maşa veya makas ihtimalim üzerine şöyle devam etseydi:
*hüzün programlanmıştı bilgisayarlara bile...
babanın bir beyin cerrahının
tamir çantası olduğu söylentisine gelince;
-bence kuru iftira.*
birileri tarafından kandırıldığımın (örn. Sanayileşmiş mekanikleşmiş egemenler)
daha anlaşılır olması muhtemeldi de ?
*ama yukarılık kompleksini kimden kaptığı bilinmiyor. *
bu kadar cüceleşmeden önce ve esasen asil olduğumun farkında
olmayışımı yüzüme vursaydı (örn. insan doğaya hükmederken yıkıcı olmayacak
kadar akıllıydı)
-ama içinde derin bir şüphe!
*annense bir şişenin içinde batık gemileri
bekleyip durmuş yıllarca.
kiralık kardan adamlarla çıkmış küf rengi yolculuklara
ve kadınlar hamamında ayyaş bir ayı gibi bayıldığı gün,
seni doğurmuş hiç yokken sen hesapta...
a benim caretta carettam
a benim yürek vuruğum. *
ortada bırakılmışlığımı dünyaya geliş nedenini bile anlayamayan
şaşkın halime bakıp içten içe hayıflansaydı.
ve bunca kendi haline bırakılmış hiç’liğime rağmen kafamı çıkarıp
olanca trajikomikliğimle
yol alma (yumurtayı kırıp hızla denize varma telaşım) cesaretimi gördüğünde:
*buna da şükür çünkü
bir yılkı atı gibi bırakmışlar seni
çocuk, çocuk suluboya
çıkmaz sokakta keyiflerine bakmışlar
gelsin eğlence gitsin ça ça ça... *
demiş olsaydı.
ve üstelik beni anlayışla karşılasa düş kırıklarımı onarsa;
*sen küçücükmüşsün
insanlara bakmışsın, bakmışsın
her yan sönük yıldızlar ormanı.
çaresizliğim tercüman olup dile getirdiği kadar da;
*bir şeyleri sevmek istemişsin
alışırken dünyaya
dişlerini göstermişler
kırmışlar termometreni *
çırpınışlarımı biliyor anlıyor olsaydı.
*insan insanın kurduymuş bre
kesekâğıdına sarmışlar seni.*
her yanım onca korunaksızken farkındalığımı (!)
törpülemek ve önlemek için 'çevreye/insana/dünyaya/ülkeye
duyarlı izlenimi veren ikiyüzlülükleri ile sırtımı sıvazlamalarını
anladığım halde yaptıklarını hoş görmeyi sürdürseydim.
ve her şey benim dışımda ve beni hiçleyen
bir anlayışla sürdürülseydi ( ki epey sürdü) şöyle olurdu:
*nar bülbülün kafese, ayçiçeğin çöplüğe *
güzel şeyler yok edilir kuşların nesli tükenir ayçiçeği çiçekliğini unutur
sadece çıt çıt çıtlanır ve zaman öldürülürdü ne kalırdı geriye?
nasıl olduysa bu şiir (yahut robin houd ! gibi birileri) çıkageldi ve:
*bir duvarın sıvası gibi dökülürken bana rastlamışsın
dur demişsin dur, hadi dur yaşamım!
-sil baştan.*
beni yoldan çıkardı, yani kesekağıdından:
*ben demişim
severim, severim sevmesine de seni
eski bir hüzünle…
durmadan büyür içimde bir Girit yasemini'
yaklaşmışım ve deniz atmışım
dudaklarımla dudaklarına...*
can yeleği niyetine sarmaşıklar atıp
denize ulaşmamı sağladı carettalığımın (umursamaz yanlarımın) çaresizliğine
duyduğu o saklanamayan hüzünle...
çok geç değil mi dediğimde bu şiirciğim umut dolu köprüler kurup yaşama bağlıyorsun okurunu.
sırf bu yüzden gözlerinden öperim.
*
tamamen çevre// insan- birey //yurttaş ve dünyalı üçgeni içerisinde ele alınması gereken bu şiir,
iki insanın sehven karşılaşması ve lütfen yaşam sunması açısından ziyade;
yozlaşmanın, umursamazlık içindeki tüketim çılgınlığının, “doğanın ve insanın” eko sistem aşınmalarının,
hayatta kalmaya direnen sahilik, doğallık ve aklın yok edilmesi için egemen kılınan yönetim ve organizasyona karşı
“duyarlı bir organizma” tarafından gösterilen tepkinin, soyut bir anlatıma kavuşturularak ortaya konulmasıdır.
şiir, şiir söyleşenlerin nesli tükenmesin dileği ile şairi kutlarım...
|
 |
madenci_şair: şiir içinde güncel olumsuzlukları barındıranbir düşünce şiiri.
dizeler dolgun ve olgun ifadeler içermekte.
ve hakettiği yere yerleşmiş.
kutlarım.
saygılarıma:
rr.akdora
|
 |
Hasan Tan 1: Şiir komedya ve trajedya arası med u cezire..
ama asıl karamizah yorumlarda.. nasıl acıklı, nasıl hazin.. bu kavga kültürü hayatımızın her alanında var ve ısrarla berdevam.. her gün biteviye kavga eden insanlar! vah u wah arası.. şimdi 'vah' Türkçe 'wah' ise Osmanlıca mı oldu.. peki kavgamızın dili var mı; vücudumuzun dilinin olduğu yerde..
Muhtarlık seçimi için dahi cinayet işleyen bir toplumun bireyleri elbette şiir seçiminde de biri diğerinin ruhunu öldürmek için dilini, gerekirse bütün gövdesini kullanacaktır..
Hiç bir yaşam b,çimini, hiç bir dini, hiç bir dinsel öğretiyi, hiç bir ideolojiyi tamamen kabullenemeyen ve hazmedemeyen insanlar hey.. !
Ülkeyi yönetenlerin ısrarla ' demokrasi havariliği' yaptığı yerde..
amaann nekaaaa ekmek o kaaaa köfte..
|
 |
Mertlerin Efendisi: 'severim severim sevmesine de seni
eski bir hüzünle
saygılar
|
 |
Yanıltan Işıklar: Günün şiirine saygısızlık edip buarada konu dışı iletiler yazmak istemiyorum ama zorlayan şartlar var galiba özür dilerim okuyuculardan.
Bana gönderme yapan bir arkadaş dünümle çelişki içinde olduğumu yazmış.
Bir çelişkim VARSA ,bunu görebilecek, beni anlayabilecek bir kapasitesi var mı sayın arkadaşın,çok merak ediyorum ?...
Ben her şiiri okurken tüm benliğimi veririm şiire ve şairin şiiri yazarken içinde bulunabileceği ruh halini yaşayabilmek için elimden geleni yaparım.
Şairi ve şiiri çok iyi anlamak ,her zaman şiir veya şair hakkında olumlu bir sonuca ulaştıramaz bizi elbette.
Çok yüce ve temiz duygularla son derece kötü yazılmış şiirler veya hiç benimseyemeyeceğimiz düşünce ve duygularla yazılmış hüner dolu şiirler okudum ama netice olarak bize düşen felsefesinden öte şiiri eleştirmektir bence ve bundan saptığımı sanmıyorum.
Saygılar.
Fikret Şahin
|
Bu şiir hakkında yazılmış 31 adet yorumu okumak için tıklayınız. |
| |
| Bu şiir ile ilgili düşüncenizi paylaşın: |
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
|
|
|
|
| Bu Şairlerimizi Okudunuz mu? |
|
|
|
|